Bazen hayatın rutininden kaçmak için tek bir kıvılcım yeterlidir. O dönem hayatımda büyük bir boşluk vardı. Tenimin aşka, dokunuşa ve o yakıcı tutkuya ne kadar aç olduğunu fark etmem, soğuk bir kış gecesine denk gelir. Şarabımdan bir yudum alırken, camdan dışarıyı izliyor ve içimdeki o dizginlenemez arzunun damarlarımda nasıl dolaştığını hissediyordum. Uzun süredir kimse bana gerçekten dokunmamış, kimse beni o doruklara çıkarmamıştı. Bedenim adeta bir dokunuşa hasretti. Bu hasret, beni hiç yapmadığım çılgınlıkları yapmaya, sınırlarımı zorlamaya itiyordu. O gece, sadece zevkin ve tutkunun peşinden gitmeye yemin etmiştim.
Lobiye indiğimde gözlerim etrafı tarıyordu. Loş ışıkların altında, barın köşesinde oturan o silüet dikkatimi çekti. Bir elinde içkisi, diğer eliyle bardağın kenarıyla oynuyordu. Bakışlarımız ilk kesiştiğinde, aramızda anında o tarifsiz elektriklenmeyi hissettim. O kadar derin ve davetkar bakıyordu ki, sanki gözleriyle ruhumu soyuyor, en gizli fantezilerimi okuyordu. Kendimden emin adımlarla yanına yaklaştım. Kokusu, daha aramızda mesafeler varken bile başımı döndürmeye yetmişti. Afrodizyak etkili, baş döndürücü ve bir o kadar da tehlikeli bir koku. Yanındaki tabureye oturduğumda, gecenin ne kadar ateşli geçeceğinin ilk sinyallerini almıştım.
Konuşmamız ilerledikçe aramızdaki o ateş daha da harlanıyordu. Eli yanlışlıkla (!) elime değdiğinde, o ufak temas bile vücudumdan elektrik akımı geçmesine yetti. Gözlerimin içine bakarak dudaklarına dokunduğunda, ne demek istediğini çok net anlıyordum. Her cümlesi çift anlamlı, her bakışı bir davetti. Bir ara kulağıma eğilip o kadar kısık ve tahrik edici bir sesle fısıldadı ki, belimden aşağısına doğru yayılan o sıcaklığı gizlemekte zorlandım. Bedenim artık tamamen ona tepki veriyor, tenim onun dokunuşlarına hazırlık yapıyordu. İçimdeki o sızı artık dayanılmaz bir boyuta ulaşmıştı.
Kapıyı açıp içeri adımımızı attığımızda, sessizlik yerini tutkulu inlemelere bıraktı. Aceleyle beni kucağına aldı ve yatağa doğru yöneldi. Gözlerindeki o açlık, beni daha da tahrik ediyordu. Üzerimdekileri yavaş yavaş, adeta her bir santimetrekaremin tadını çıkararak çıkarmaya başladı. O her bir parçayı çıkardığında, dudakları tenimde yeni bir yangın başlatıyordu. Tenim onun dudaklarının altında titrerken, parmakları en hassas noktalarımda ustaca geziniyordu. O kadar iyi biliyordu ki ne yapması gerektiğini, henüz asıl birleşme olmadan bile beni doruklara yaklaştırmayı başarmıştı.
Beni yatağa yüzüstü çevirdiğinde, ne yapacağını bilememenin verdiği o heyecanlı korku içimi kapladı. Boynumdan sırtıma, oradan kalçalarıma kadar uzanan o ıslak öpücükleri beni benden alıyordu. Arkamdan o güçlü varlığını hissettiğimde, ve aniden içime o sıcak ve sert girişi yaptığında, çarşafları sıkmaktan parmak boğumlarım bembeyaz olmuştu. Temposu giderek hızlanırken, kalçalarıma vuran bedeninin çıkardığı o şaplak sesleri, odadaki tek melodiydi. O kadar derindeydi ki, ruhuma dokunduğunu hissediyordum. Tutku, ter ve zevk sıvıları birbirine karışmış, bizi tek bir varlık haline getirmişti.
Dalgalar giderek büyüyor, kasıklarımda toplanan o yoğun baskı artık dayanılmaz bir boyuta ulaşıyordu. 'Lütfen, durma!' diye haykırdım, tırnaklarımı omuzlarına geçirirken. Temposunu daha da sertleştirdiğinde, gözlerim karardı. Ve o an... O muazzam, sarsıcı patlama anı geldi. Bedenim yay gibi gerildi, kaslarım seğirmeye başladı ve içimde art arda patlayan volkanların sıcaklığıyla gözyaşlarıma hakim olamadım. O da benim o şiddetli boşalmamı hissettiğinde, son bir derin darbeyle içime titreyerek boşaldı. İkimiz de aynı anda, o eşsiz nirvanaya ulaşmıştık.
Kalkıp duşa girdiğimizde bile ellerimizi birbirimizden alamıyorduk. Sıcak su çıplak bedenlerimizden akarken, fayanslara yaslanıp o zevki suyun altında da yaşamaya devam ettik. Bütün gece süren bu bitmek bilmeyen enerji, ikimizi de şaşırtmıştı. Yatağa geri döndüğümüzde artık gerçekten tükenmiştik. Gözlerimi kapatırken, dudaklarında hala benim tadımın olduğunu biliyordum. Bu gizli fantezi gerçeğe dönüşmüş ve beklediğimden çok daha sarsıcı olmuştu. Sabah uyandığımda, yatağın diğer tarafı boştu ama komodinin üzerinde bıraktığı o küçük not, yüzümü güldürmeye yetmişti.
Şimdi geriye dönüp baktığımda, o gecenin ateşini hala kasıklarımda hissediyorum. Bazen o anıları canlandırmak ve o tutkuyu yeniden yaşamak için kendimi tutamıyorum. Hatta geçenlerde yine o heyecanı ararken, internette Antalya Escort sitelerine göz atarken buldum kendimi. İnsan bir kere o dorukları yaşayınca, bir daha asla sıradanlığa geri dönemiyor. Belki de bir sonraki maceram, çok yakında beni bekliyordur, kim bilir...